Günün Kavgası: Müsrif Müştekî ve Müeddep Münekkit – 2


Günün Kavgası: Müsrif Müştekî ve Müeddep Münekkit – 2

Günün Kavgası: Müsrif Müştekî ve Müeddep Münekkit – 2

 

Müştekî her şeyden evvel saldırgandır. Saldırganlığının sebepleri arasında dünyayı elinden kaçırma korkusu ve telaşı vardır. Bu hissiyatla yaşamanın sonucu olsa gerek tüm hayatı utanılacak ve tasvip edilmeyecek işlerle geçmiştir. Zira eli ayağı dolanık halde iş yapar. Bu dolanıklık, heyecanın verdiği tatlı telaş değil, hayatı ıskalama telaşıdır. Müştekînin şikâyetinin konusu da kendisidir aslında. Kendi yetişemediklerine öfkelidir, kendi kovaladıklarına. Bu haldeki ehl-i şikâyet, kızgınlığını kendisine değil yarışıp yenildiklerine yöneltir. Yani bir anlamda müştekînin sürekli bir şey saklama derdinde olduğunu anlayabiliriz. Müştekînin sakladığı şey evvela ve bizatihi kendisidir. Kendisi, kendi yenilgisi, yakalayamadığı rekabeti.

Müştekînin kendini sorgu suale çekme cesareti olmadığını görürsünüz. İçinde yaşadığı cemiyete karşı cüreti kesiftir; ancak kendisiyle baş başa kaldığında zât-ı âlileri dut yemiş bir bülbüldür. Cesaret getiremez bir ademoğludur kendisi. Müştekînin müştekî olarak kalabilmesi ve kendisini ‘sürdürülebilir bir müştekî’ konumuna erdirmesi belki de bu hayattaki tek becerisidir. Bu işin sırrı da itminanında mütemadi münkariz olmasında saklıdır. Yani iflah olmaz bu arkadaşımızın, dünyadan mutmain ayrılması pek zordur. Hiçbir şeyden tatmin olmamak üzere müthiş bir performans sergiler.

Bu tip insanlar için İngilizler “armchair” eklemeli tabirler kullanırlar ki ben de pek severim. Mesela oturduğu yerden gevezelik eden, hiçbir şeyi beğenmeyen tiplere “armchair philosopher” derler; bir anlamda “koltuk filozofu” demek oluyor. Bugün ülkemizde bu tiplerden bolca var. Yeni türemediler bunlar, bayağıdır aramızdalar; eskiden sokakta serserilik ederlerdi, şimdilerde telefon ekranlarındalar. Kendilerinden uzak durmaya, çocuklarımızı onlara karşı korumaya özen gösterelim. Bunların hassaten Türkiye ve Türkler hakkındaki şikâyetlerini dikkate almayın. Bu tiplerin bahsettiği mevzular Türkiye için tartışılmaya bilmem kaçıncı sıradan girecek konular dahi değildir.

Müşteki böylece hayal alır hayal satar. Fakat münekkit öyle değil. Onun ticareti kıymetlidir, kıymet yaratır. O da ticaret yapar, lâkin pazara değer katar pazarın işini görür. Münekkidin ele aldığı şey mutlaka göze ilişmesi gereken bir şeydir. Tenkidin, o şeye biçtiği kıymet düşük veya yüksek olsun fark etmeksizin bu böyledir. Yani ortada yanlışlığı veya doğruluğu, güzelliği veya çirkinliği ile her bakımdan bizi yükseltecek bir şey vardır. Yanlışlığı veya çirkinliği bizi sakınmaya, doğruluğu veya güzelliği bizi yakınlaşmaya teşvik eder. Yani tenkit meşguliyeti, beyhude bir çaba değildir.  Bu bakımdan müştekînin en temel özelliği olan müsriflikten azadedir münekkit.

 

Hazar İlbey

Yorumlar:

Yorum Yazabilirsiniz.

Mail adresiniz gizli kalacaktır. Lütfen bütün alanları doldurun. *


Benzer Bloglar