MELEKSİZLİK HÂLİ VE İRİNLİLİK BİLİNCİ


MELEKSİZLİK HÂLİ VE İRİNLİLİK BİLİNCİ

Resim: The Artist's Garden at Vétheuil
Ressam: Claude Monet

 

MELEKSİZLİK HÂLİ VE İRİNLİLİK BİLİNCİ

Başımıza gelen hâdiseler, sahici bir çabaya ya da yüzeyde kalmayan, iç yapıyı ortaya çıkaran gerçek bir çözümlemeye tabi tutulmak suretiyle belirginleşebilir. İçimizdeki yasadan, kalbin terbiye edici hallerinden, saf bir güzellik olan çocukların hangi kanallar vasıtasıyla kötülük mecrasına sevk edildiğinden ve iyilik ülkesinin kemâlât yolculuğundan bahis açamayanların gerçekçi bir yaklaşıma sahip oldukları söylenilebilir mi? Kötülüğü bertaraf etme, iyiliği hükümferma kılma çabasının yanına yanaşmayan uydurma haller içindeki kişilerin güvenlik talebini sahicilik olarak addedilebilir miyiz? Masumiyetin canavarlaşmaya dönüşmesinin meleksizlik hâlinin bir tezahürü olduğu gerçeği birilerini harekete geçirmek konusunda yeterli sebep teşkil ediyor mu? Yahut durmadan güvenlik çığırtkanlığı yapanlar ya da meseleyi çözmek yerine dangıl dungul ifadeler serdedenler, akranını perva duymadan katledenlerin meleksizlik hâlinin bir yansıması olduğunun bilgisine sahipler mi?

İrinlilik bilincinin serhat boylarında mekik dokuyanların, çocukları uydurma hallere tebelleş edenlerle aynı ritmi dokudukları gerçeği iyice belirginlik kazanmıştır. Ancak sahte duyguların taşıyıcıları olan bu kişilerin durmadan çığırtkanlık yaptığı da görülür. Bu kişilerin, çocukları yapay hallere sevk eden durumların ruh tıkanıklığı ile hayal kırıklığı olduğu gerçeğinin açıklığa kavuşturulmaması amacıyla konuşturuldukları da besbelli. Dolayısıyla şöyle bir sual sormak hakkına sahip olduğumuzu düşünüyorum: Buluğ çağına ulaşmamış çocukların her türlü felaketle haşir neşir edilmesi meselesi sahici araştırmalara konu ediliyor mu yoksa gündelik fıkralar için bulunmaz bir malzeme olarak mı duruyor?

Dolayısıyla şu hususu kolaylıkla dile getirebiliriz: Zihnî ve hissî hastalıkların -ister kendiliğinden ortaya çıksın ister sistematik olarak üretilsin- temel sebebi, melekleri hayatımızdan defetmemizdir. Yahut bililtizâm defedilmeye dönük yoğun baskıların bir neticesi olarak husule gelirler.  Hayatın inayetini ve insan tanımlamasını belirginleştiren Amentü şairinin belirttiği gibi, "melekler olmasaydı estetik arayışımız bizi sadece cinayete sürükler, bütün bildiklerimiz ise vahşetimizi Pek daha ilerilere sürükler." Evet, bütün bildiklerimizin bizi sadece daha da vahşileştirmesinin sebebi, meleklere inanma şartını işlevsiz hâle getirmek itiyadında yatar. Oysa ki meleklerin gözetleyici niteliklerini hesaba katmak suretiyle kula kulluğu reddetme direncini gösterme salahiyeti elde edilir.

Meleklerin gözetleyici niteliklerine iman etme şartının hasıraltı edildiği yerde, tüm kötülüklerin kendisine yer edinme konusunda herhangi bir zorlukla karşılaşmadığı aşikârdır. Bu yüzden modern dünyanın insanları vahşileşmekten yakasını bir türlü kurtaramıyor. Bu sebeple şöyle bir ifade dile getirilebilir: "içerimdeki ahlak yasası" ancak meleklerin hesaba katılması şartıyla bilinç ve vicdana arz edilebilir.  Veyahut "bir insanı öldüren, tüm insanlığı öldürmüş gibidir" âyeti, meleklerin insan bilincinden ve vicdanından kovulmasıyla birlikte görünmez bir hâl almaya başlamıştır diyebiliriz. Dolayısıyla, şöyle bir yargı dile getirilebilir: yaşadığımız dünyanın dekoru, kavrayışı ve şartları hem bu âyet-i kerimenin terbiye edici komutunu hem de meleklerin gözetici özelliklerini pejmürde etmek amacıyla organize edilmiştir. Bu sebeple modern dünyanın, kötülükleri estetize ederek bize sunmasının önüne geçemiyoruz. Bu zaviyeden bakıldığında, modern dünyanın meleksizlik hâlini örneklediği kolaylıkla görülebilir yahut bedenlendiğini suhuletle ifade edebiliriz. Meleksizlik hâli insanın, kendisini aşkın olanla irtibatlandıran bütün boyutlarını kaybetmesi anlamına gelir. Bir diğer deyişle, hakikate ait sesin kesilmesi ve insanın yalnızca teknik komutlara hapsedilmesini ifade eder. Meleksizlik hâli anlam ufkunun ortadan kalkması olarak da görülebilir.

Hayal kırıklığı, ruh tıkanıklığı ve sükût-u gerçeklik bu hâlin en belirgin edici vaziyetlerini teşkil ederler. Bu yüzden melekleri "yaşantı dünyası" ve "bilinç dünyası"ndan uzaklaştırmakla işe koyulan varsayımların iflas ettiği kolaylıkla görülebilir. Belirlenimce modern dünyayı örnekleyen meleksizlik hâli, insan onurunu, şerefini ve şahsiyetini bililtizâm ekarte etmek üzerine teşkilâtlandırılmıştır. Özellikle yaşadığımız son olaylardan hareketle geliştirilen sorunsalların ve varsayımların çocukların dünyasını sabote etmek maksadıyla tertibatlandırıldığı rahatlıkla söylenilebilir. Başka bir pencereden bakıldığında, insanları hayra teşvik etmek gayesiyle mâmur edilmesi gereken çocuklar, modern dünyanın bedenleşmiş bir tezahürü olan meleksizlik hâlinin başıbozukluğuna terk edilmiştir. Netice itibariyle uydurma hâllerle kuşatılan çocuklar, meleklere yabancılaşarak kalbin terbiye edici modlarından uzaklaşmışlardır. Bu durum şu hakikati ortaya çıkarmıştır: Kontrolü mümkün olmayan istekler ve sahte, uyduruk ihtiyaçların heyûlasına teslim edilen çocuklar, akranlarını katletmekten dahi perva duymayacak bir vaziyete sürüklenmiştir.

Öbür yandan; olmuş olan, olmakta olan ve olacak olan her eylemin hesaba tabi tutulacağı bir dünyanın varlığına olan inanç ile an be an her şeyin kaydını tutan meleklerin gözetleyici özelliklerine olan rabıtalanma, başıbozuk isteklerin ve sahte ihtiyaçların çürük yapılanmalarını hem tefsir eder hem de müphem ışıltılarını muayyen bir şekilde vuzuha kavuşturur. Mesela meleklerin gözetleyici özelliklerine şeksiz şüphesiz iman eden vatan çocukları kula kulluğu -irinlilik bilincini- hiçbir zaman benimsememişlerdir. Hatta rahmani bir düşünce veya yaşam biçiminin hem kurucuları hem de koruyucuları olmuşlardır. Bilhassa başları daima dik ve şahsiyetin en yüksek yerini teşkil eden zenit noktasını başlangıç meridyeni olarak tayin etmekten de geri durmamışlardır. Filhakika bugün nizamlı olarak meydana getirilen hastalıkların, irinlilik bilincinin -kula kulluğu benimsetmenin- intizâmlı bir intikamı olduğu aşikârdır. İrinlilik bilinci, kendi bozulmuşluğunun bir nevi farkında olan fakat bu farkındalığı arındırıcı bir dönüşüme çeviremeyen, içsel olarak tıkanmış bilinç durumunu ifade eder. Özelde ise kula kulluğu benimsetme paradigmasına tekabül eder. Bir diğer anlatışla, hakikati bilme konusunda yaralı bir bilinç ya da hakikatle kurduğu ilişkiyi iltihaplandırmış bilinç mânasına gelir.

İrinlilik bilincinin potansiyel ve fiili intikamı, toplumdaki her türlü bulaşıcı hastalığın yayılmasını engelleyen profilaktik sterilizasyon prosedürlerini infilak etmek üzerine işe koyulur. Profilaktik sterilizasyonun mâhiyeti ise, irinlilik bilincini deporte etmek mânâsına tekabül eder. Başka bir deyişle, meleklerin gözetici özelliklerini görünür kılmak ve bu özellikleri yaşam biçimi hâline getirmek anlamına gelir. Bu sebeple profilaktik sterilizasyon işlemi sabote edildiğinde, meleklere duyulan hayranlık, yapay kodların cismaniyetini teşkil eden Matrixleşmeye doğru kayar. Matrix, insanın ürettiği yapay zekâ ve makine sistemlerinin kendi gerçekliğini tesis ettiği simülasyon düzenidir. Bu düzende insan, yapaylığın içinde tutsak olduğunu fark etmeksizin varoluşunu sürdürür. Behemahal meleklerin gözetici özellikleri, bu simülasyon düzeni içinde tutsaklaşan insan nezdinde giderek etkisini yitirmiştir. Ve bu hâl, her türlü kötülüğün boşandırıcısı haline gelmeye başlamıştır. Bu nedenle şu tespit kolaylıkla dile getirebilir: İrinlilik ve irinsizlik bilincinin serhat boylarında gezinen çocuklar, modern alet ve edevatlar -uydurma haller- tarafından tutsak edilmişlerdir. Dolayısıyla çocukları uydurma hallere meyyal kılmayı ve o mihraklar tarafından yönlendirilmelerini meleksizlik hâlinden başka bir yere atfetmek tuzakların en haincesi olarak görülebilir.

Hâkeza, profilaktik sterilizasyon işleminin işlevsiz hâle gelmesinin sebebini meleksizlik hâlinin muhtevası dışında başka bir yerde aramak abesle iştigal etmektir.

Yorumlar:

Yorum Yazabilirsiniz.

Mail adresiniz gizli kalacaktır. Lütfen bütün alanları doldurun. *


Benzer Bloglar