Gözleriyle Konuşan Babalar ve Kıh Kıh Diyen Anneler 


Gözleriyle Konuşan Babalar ve Kıh Kıh Diyen Anneler 

-Ezber Yapanlar  ile Ezberini Bozmayanlar İçin-

 

Kendini değil Gönül Dağını dinleyenler, Neşet Ertaş'ın gönül derken ortadaki n sesini genizden okuduğunu bilirler. Nazal n olarak da isimlendirilen bu ses Türklere hastır. Bu ses galat olarak Osmanlıca diye bildiğimiz Türkçede ڭ (Nef) harfiyle gösteriliyor.  900 yıl İslam Harflerini kullanan Türkler bu ñ sesini gösterecek ve muhafaza edecek kadar Türktüler.

Kimlerin okuduğunu bilmediğimiz bu yazıda, meçhul kişilere, Türklere has ñ sesinden bahsetmemizin bir hikmeti var mıdır?

Kur'anı ve hadisleri yüzünden okuyan Türkler, Kur'andan ve hadislerden hem itikatlarını hem de amellerini devşirdiler. Türk, okuduğunu ezberleyen ve işittiğiyle amel ederek, bunu bir karakter haline getiren kişi olarak dünyada temayüz etmiştir.

Ebu Hureyre'den (ra) rivayet edilen bir hadiste, Resul-i Ekreme getirilen zekât hurmalarından bir tanesini Hasan (ra) alarak ağzında çiğnemeye başlar. Bunu gören Resul-i Ekrem, "çıkar onu çıkar onu" diye seslenir ve "sen Muhammedin ehl-i beytinin sadaka/zekat malı yemediğini bilmez misin?" der.

Başka bir rivayette Resul-i Ekremin, Hazreti Hasan'ın ağzına hurmayı koyduğunda ona "şöyle bir baktığı" ve bunun üzerine Onun hurmayı ağzından çıkardığı söylenmiştir.

Bu hadisi mealinden okuyan kişinin anlayacağı şey, Resul-i Ekreme ve ailesine sadaka/zekât mallarını yemenin haram olduğudur.

Hadisin metin kısmı şöyledir:  کِخ کِخ تَحِلُّ لَنَا الصَّدَقَتُ

Biz memlekette ümmiliği azaltamıyoruz. Çünkü, harflerimiz buna manidir. Arap hurufatı Türk lisanını yazmağa müsait değildir diyen İnkılapçıların marifetiyle, خ harfini h harfi ile karşıladığımızdan ilk iki kelimeyi kıh kıh diye okuyoruz. Erzurumlular çok iyi bileceklerdir ki, bizler daha bebekken alınmaması gereken bir şeyi ağzımıza aldığımızda annelerimiz kıh kıh diyerek o şeyi yutmadan hemen ağzımızdan çıkarmamızı isteyip, gerekirse parmağını ağzımıza sokup o şeyi çıkartırdı. Ve giderek kıh'ı kaka olarak biliriz. Ali okuluna gitmemiş olan annemle teyzeme kıh kelimesinin yukarıda andığım hadiste geçtiğini söylediğimde, "demek ki hadisi okuyan hocalardan bunu öğrenmişiz" dediler. "Peki, bunları bizim hocalar niye bize anlatmıyor?" diye de eklediler.

Yapılan kötülüğün neticesi mezar kitabesi okuyamamaktan daha büyüktür. O kadar büyüktür ki dağlanan gözler bunu görmekten acizdir. Bunu ancak gönül sahipleri görebilir. Gönül sahipleri görüşlerini intikam ateşiyle kavileştirmelidir.

Kuranı ve hadisleri Arapça aslından okuya okuya ve dinleye dinleye belleyenler, işittiklerinin hem gereğini yaptılar hem de o kelimeleri günlük konuşmalarında kullanarak o gereğe bağlı kaldılar. Harf inkılabı ile birlikte kıh kıh denilecek ne kadar şey varsa hepsini yuttuk. Bizler gönül diyemeyip bunu doğru şekilde yazamayanlar olarak, yuttuklarımızı bir an evvel kusarak, Türkçe kelimeleri yazmakta pek yetersiz olduğu söylenerek elimizden alınan İslam harflerini geri almamız, bakışlarıyla bizi terbiye eden babalarımıza olan borcumuzu unutmadan ödememiz gerekiyor. 

 

Muhammet Nuri Altun

Erzurum -  14 Safer 1447

Yorumlar:

Yorum Yazabilirsiniz.

Mail adresiniz gizli kalacaktır. Lütfen bütün alanları doldurun. *


Benzer Bloglar