Günün Kavgası: Müsrif Müştekî ve Müeddep Münekkit - 3


Günün Kavgası: Müsrif Müştekî ve Müeddep Münekkit - 3

Günün Kavgası: Müsrif Müştekî ve Müeddep Münekkit - 3

Olmadığı şeyden başka, olduğu şeyin ne olduğuna bakılırsa da münekkit evvela edep sahibi kişidir. Karşısına aldığı ve değerini takdir etmeye koyulduğu şeyi ifrat ve tefrit hadlerini aşmadan ele alır. Haddini aşarsa şikâyetçi pozisyonuna düşeceğini bilir. Münekkidin muhatabı olduğu esere/kişiye karşı haydutluk yapmaması yani hududunu bilmesi, onun müeddep bir tavra sadakatiyle mümkündür.

Tenkit, yöneldiği eser veya kişinin değerini tespite yeltenir. Onu tespitte aciz ise ortaya iki sonuç çıkar: konusu olan eseri veya kişiyi ya olduğundan ucuz veya olduğundan kıymettar halde sunar. Ancak her iki durumda da biz insanların o tenkitten öğreneceği şeyler vardır. Kendimize göre o tenkidi yersiz veya mübalağalı bulabiliriz; bunun neticesinde o tenkidin kendisi düşük veya yüksek bir kıymete sahip olur. Yani her bakımdan kıymetle ilişkilendirilir. Şikâyetin böyle bir kıymet terazisine çıkmasına imkân dahi yoktur. Şikâyetin kendisi bir başka insan tekine yorum getirme hakkı vermez. Şikâyetin sahibi olan kişi, şikâyete konu olmuş eseri veya kişiyi bir başkasına kıymetlendirilebilir bir şey olarak sunmaz. Şikâyete ya boğun eğersiniz veya öfke ile karşılık verirsiniz. Rahatlıkla şunu söyleyebiliriz ki münekkit bir başkası ile ilişkisinde davetkârken, müştekî gaddar ve hastalıklı bir müstevlidir.

Davetkar olan münekkit, bu davetin neticesinde hep tetikte olmalı ve şüpheci tavrını sürekli kaleminin veya dilinin ucunda tutmalıdır. Müştekînin despot ve tereddütsüz tavrı buna yer bırakmaz. Halbuki şüphe ve tereddüde hayatında yer bırakmayan bir insan; pişmanlık, nedamet ve tövbe ile müşerref olamayacak kadar katılaşmıştır

Münekkidin tetkiki, bir suale bir arayışa binâendir. Müştekînin saldırısı ise yok etmek niyetiyledir. Müştekînin hal yoluna koyacağı bir suali yoktur. Müştekî için mesele açıktır, nettir ve çözümü yıkımdır. Münekkidin işi meşakkatlidir; konunun evvelini dert edip ahirine kafa yormak gerekir ki mevcut olana doğru bir tenkit getirebilsin. Müştekînin elinde bir kazma-kürek vardır ki, maazallah önüne denk düşenin nasibi pek yamandır. Bunun evveli akılsız baş iken ahiri dermansız ayaklardır. 

Müştekînin şikâyeti son durağıdır. Ondan başka gitmek istediği bir yer bir menzil yoktur. Halbuki tenkidin konusu olan eser veya kişi, münekkidin gölgelendiği bir yerdir. Menziline henüz daha varmamıştır; hatta henüz daha o meçhul menzile varanı görülmemiştir. Münekkidin yolculuğu veya yolda olması, yolu tamamlamış numarası yapanların durumundan daha kıymetlidir.

Velhasıl… Buraya kadar bir gayretli nazarla okudunuz diyelim. Pek müteşekkirim efendim. Hâliyâ deyip de etrafınıza bakmayın, bir müştekî bulayım da bu yazıyı kendisine post edeyim diye el yormayın. Şahs-ı muayyenden azade, bilâ teşbih velâ temsil yazdık bunları.

Son nasihat: tenkidin en güzeli hikâye edilmeyenidir.

 

Hazar İlbey

Yorumlar:

Yorum Yazabilirsiniz.

Mail adresiniz gizli kalacaktır. Lütfen bütün alanları doldurun. *


Benzer Bloglar