- Hasan OĞUZ
- 12.07.2025
Yükleniyor
İlk hikaye: Veladet-i Cafer
Söze başlanmalı Allâh adıyla, Bismillâh
Mert olan durmalı ahdinde yoktur başka ilâh
Gâzî Battal şâhının destânıdır anlatılan
Asla olmaz ki masal, milletti doğmakta olan
Doğdu şükürler ola şenlikli toplum
Müslüman olsa diyarlar Rum’a çelimli çalım
Salavat çek Resûlullâh’a, okunsun şiirler
Duâlar et, -Allâh’ın emri- gelir hep melekler
Canı sıkkın Nebî’nin, üç gecedir gelmez Cibril
Abdülvehhâb Gâzî anlattı, hikâye tam tekmîl
Ya Resûl! Çok ülke gördüm, eyledim cenk, severek
Diyâr-ı Rûm gibi bilmem -gülerek bahsederek-
Öyle anlattı güzel kalbi meyil etti O’nun
Cebrâil geldi, haber verdi, hayırlar olsun
Habîbim Ahmed’in meyletti mâdem kalbi o yere
Ümmetindir Diyâr-ı Rûm mâtem yok Mü’minlere
İki yüz yıl sonra Câfer doğacaktır dünyâya
Kaleler fethedecek açacaktır İslâm’a
Bir güzel yüzlü yiğit Kur’ân okur hadîs bilir
Güçlü kuvvetli, sanarlar ki gâvurlar Ali’dir
Adı Câfer soyu senden, biliyor dört kitabı
Vere Konstantin’i Rahmân, bize ordan sevâbı
Rabbimiz hatrı güzel ola Habîbim Ahmed’in
Yükselip gitti Cebrâil, canımız olsun Hazretin
Resûlullah sevinir, şen oldu dostlar neşeden
Bize Allah etse kısmet O’nu görsek cepheden
Cebrail geldi Yâ Muhammed dedi emretti Allâh
Emânetler gidecek Abdulvehhâb ile billâh
Risâlet oldu tamam, geçti Resûl bu dünyadan
Melânet doldu her yan, dört halîfe sonrası kan
Hasan, Hüseyin’i şehîd ettiler münkir soyu
Yalan düzerdi Yezid, hep bereketsizdir huyu
Hüseyin Gâzî severmiş av, Câfer’in babası
Armağan etmeye çıkmış heyecândır çabası
Bir geyik girdi peşinden Gâzîmiz mağaraya
Süngü, gürz, bir at, kılıçlar, çalışır anlamaya
Nereden geldi bu at endişeyle sordu nasıl?
Çaba gösterdi saatlerce, yorgun bitti fasıl
Köşesinden mağaranın itaat et yâ Aşkâr!
Gelecektir Câfer, sabret, etme inat yâ Aşkâr!
Geldi Aşkâr yola, tuttu yularından o Gâzî
Bulamaz ses nereden geldi, çıkmış farazî
Zırhı Davud Aleyhisselâm’ın, gürzler sıralı
Hamza’nın hançeri, hazretin silahlar sırmalı
Hüseyin Gazi düşünür acaba kim ki Cafer
O asker düştü bîtap uykusu gelmiş bu sefer
Rüyâ görmüş, ihtiyarın biri tek tek anlatmış
Doğacak oğlu, Câfer ismi imiş, pek anlamış
Hüseyin Gâzî uyanıp alarak abdestini
Etti şükür, binerek Aşkâr’a terk eder ini
Malatya’nın Beyi Nûman etti vefât, gömdüler
Aynı gün Gâzî’ye gitmişti haber, doğdu Câfer
Oğlu Ömer oldu Bey, Battal’a vermişti ismi
Ehl-i İslâm’a selamet, yıkılır küfrün cismi
Bastı üç yaşına Câfer, altı zannedilirdi
Hüseyin Gâzî gidip avlanıp sevindirirdi
Kovalarken alageyiği pusu kurdu gavur
Mâmuriye Beyi Mihriyâyil der hele sen dur!
Mihriyâyil dedi kimdir geyiğimi avlayan
Ben demiş Gâzî onu avladım, kimsin konuşan?
Ederim âlemi dar, ben dedi Arslan Hüseyin!
Mihriyâyil it köpek saldı, kâfirler titreyin!
Gazi, gördün mü yazılmış da bozulmuş, dedi, yok
Kaderim böyle imiş der ve bakar ki silah yok
Çekerek kılıcı Allâh-u ekber hamle eder
Savaşır mertçe yürür eceline boyun eğer
Çok akar kan yarasından, attılar kementler
Öldürüp Gâzî’yi Şehîd ettiler Münkirler
Kan içinden koşarak geldi at Malatya’mıza
Düştü feryât, oku Fatihâ kahramanımıza
Yahyâ’nın oğluydu Münzir, etti haber postacı
Kesti bin kâfiri Mâmuriye şehrinde avcı
Ettiler cenk gece gündüz üç gün şiddetli savaş
Hüseyin Gazi’yi en son ettiler şehîd, yoldaş!
Gitti mektup, Hüseyin Gâzî’ye üzgün halîfe
Salavat çek, alma intikâmı aslâ hafîfe
Yorumlar:
Yorum Yazabilirsiniz.