- Hazar İLBEY
- 11.07.2025
Yükleniyor
Biz insanları en çok zorlayan şey bir başka insan teki ile münasebettir. Tenâsübün mesafesini, yoğunluğunu, derinliğini kıvamınca tutturmak için kırk katırdan ve kırk satırdan geçmiş olmak lazımdır. Vakt-i zamanında cemiyet hayatında bu zorlu yolu yürümüş pîrifânilerden çokça bulunmaktaydı. Bu güzel insanlar, yaşadıkları cemiyetin karakterine yön veren kişilerdi. Onlara göre her şey aslına rücu eder ve her şey olması gerektiği gibi olurdu. Olana hayır, olmayana nasip denilirdi. Yani pek öyle müştekî havaları yoktu. Onların ahvalince girilen her ilişkide, bereketi bol ve lezzeti yerinde bir iz bırakılırdı topluma. Bu insanların, muhataplarına karşı şikâyetçi ve mızmız olduğunu göremezdiniz. Ancak bu demek değildi ki öyle uysal tiplerdi de ensesine vur ekmeğini al fehvasınca yaşarlardı. Asla ve kat‘a…
Evvel zümerden büyüklerimiz müştekî değillerdi evet, ancak münekkit duruşları ile cemiyetin ahvalini ve vasatını hep yüksekte tutmuşlardır. Bu insanların, tenkitlerinde kaçamak dövüşüp hesaplı davrandıkları vâki değildir. Yeri ve zamanı geldiyse ne sultan bilinirdi ne şürekâsı; kimseye eman verilmez hak yerini bulurdu. Nitekim böyle bir vaziyet edebe sığmazken, böyle bir halde kurulan her ilişki de mensubu olunan cemiyeti yıkıma götürecek izler bırakırdı. Zira insanın insanda bıraktığı iz, giderek karşılığını cemiyetin bizatihi kendi karakterinde biz olarak gösterir. Dolayısıyla ferdî ilişkilerde tutturulan kıvam, toplumun kendi karakteri olarak bütünde ortaya çıkar. Bu noktada evvelce bütünü teşkil ile ferdin yerini tespit etme gayretinin tersliğini fark etmek gerekir. İşte insanın insan ile kurduğu ilişki bu bakımdan hayatî derecede önemlidir. Bugünkü cemiyet hayatına bakıldığında insanın insan ile kurduğu ilişkide iki tavrın ayrımını yapmak gerektiğini düşünüyorum: müsrif müştekî ve müeddep münekkit.
Pekâlâ efendim, şimdiki ahvalimizde müştekî ile münekkit arasında fark kalmış mıdır? Pek tabi edebiyat camiasında bu gibi ayrımları kâğıt üstünde yapacak insanımız vardır mutlaka. Peki ya cemiyet hayatımızda? Etrafımıza bakalım lütfen! Herkesin dilinde bir şikâyettir gidiyor. Kimsenin meseleye bir tenkit getirdiği yok maalesef. Şikâyet, şikâyet, şikâyet… Şu zorlu dünya hayatının kendisinden daha zorluk veren bir şey varsa o da bu tipte insanların aramızda geziyor olmasıdır. Bu durumdan şikâyetçi olmayı bırakıp, ben de işin önünü arkasını izah ederek bu konuda efkâr-ı umumiyi tahrik etme niyetinde olduğumu göstereyim.
Hazar İlbey
Yorumlar:
Yorum Yazabilirsiniz.