- dobralı hasan ve yakışıklı mehmed ali
- 11.07.2025
Yükleniyor
HAFTANIN BETONSTARI: Esenler Elmalılı Hamdi Yazır Camii
İnsan bildikleriyle amel etmesi üzere öğretilmiş buna irade gösterebilen tek canlıdır. Bilmenin amel boyutundaki pratiği sadece bilgiye dair sarahat oluşturuculuğu bağlamında değerlendirilmez. Bilgiyi pratiğe dönüştüren insan o pratikten fayda umar ve o pratik insana insan olduğu üzere bir değer oluşturur. Yazımızda eleştirel baktığımız toplumlar-topluluklar ise bireylerden başlayarak doldurdukları zihin hazinelerini kurdukları birlikteliklerle farklı işlevsel hatlara çevirirler. Pratikte iktisadi rejimler, askeri tercihler, siyasal tavırlar ve sosyal gelişmişlik emaresi vermeye yarayıcı şeyler görürüz. Bilhassa toplum dediğimizde bilginin işleniş sürecini kuşatan bir sistemler bütününü de adlandırmış oluruz.
Türkiye’nin karşılaştığı garip hadiselere cevap niteliğinde olacak bu girizgâh belki zihnimizde oturmayacak. Türkiye denildiğinde üzerinde arkadan dolaşma hayali kurmadan ilerleyememiş birilerinin akıbetini bekledikleri yer diye bahsediyoruz. Zira Türk toplumu karşılaştığı güçlükleri maruz kaldığı entrikaları anlayabilmek isterse Türklük - Gâvurluk bahsiyle yargılayacak başına gelenleri. 1000 yıl da bu bahis bir turnusol misali Türk topraklarında tütecek. Bir ocak gibi.
Kapitalist sistemin işleyişinde görülüyor ki dünyevileşme ya da sekülerleşme lakırdılarıyla ifade edilen kavramları olmaksızın kendine sunduğu dayanaklarla hareketi kısıtlanacak. Kısıtlamanın bir kısırlaşma getireceği şüphesizdir. Lakin dünyevileşme, sekülerleşme, bireyselleşme ve benzeri henüz tanımlanamamış onca kavramla Hıristiyanların içlerindeki toplumsallaşma kavgasını bugünün insanına gelişme veya ilerleme diye yutturmaları ve bunun afiyetle yutulması başımızdaki püsküllü belaların en kalını. Nitekim bu fikir gitgellerine bel bağlayan birtakım akademik ve gelenekte kalmış alt sınıfa ait görünen toplumlar dünyanın İslam itikadınca “müminin zindanı kâfirin cenneti” olduğu hakikatinden ancak Türk ya da Gâvur eksenli olmakla ayrışabilmektedirler. Ayrıştıkları kadar İslam üzere olanların yolu doğrulacak ihsan ve küfür aynı kabda yaklaşamayacaktır.
Ayrışma sadece İslam ve Küfür arasında değil konumuz eleştirisi sekülerleşme ile batılılaşma arasında da fark oluşturmaktadır. Sekülerizmin bir pratik yönlendiriciliği batılılaşmanın ise dünyevileşme olduğu ters ilişkiler bize artık bir gerçek olarak yetecektir. Görünürde Dünya vatandaşı olmak isteyenlere hoş sloganlar üretir bir franchising franchise ürününün reklamcısı: "think global, act local" yani: "milletim nev-i beşerdir vatanım ruy-i zemin". yani leşsin.
Cehenneme giden yolun iyi niyet taşlarıyla döşeli olduğu söylenir. Camiye giderken müminlerin ayakları çamur olmasın diye döşenmiş ve yaygın kanaat olarak her seçim öncesi yenilenmiş kaldırım taşları da pek tabii iyi niyetle yapılmış olabilir mi? Bahsi bile heyecanlandırıyor. Belki de iyi niyettir. Toplumda iyi niyeti hemen hemen aptallık seviyesine düşüren bu söze bir film repliğiyle şöylece yaklaşalım: “Kocamın patronuyla sadece kariyerini ilerletmek için yatıyordum.” diyor kadın bir oyuncu. Dünyada adı bilinen birçok şirkette olduğu gibi eşcinselliğin yöneticiliğe giden yol olduğunu da belirtelim. Yani kariyer denen şeyi ilerletmek için her cinsten ve her cinsle fahişelik yapmayı iyi niyet parantezine alarak kimler düşünebilir. Fonlanmak için gâvura şirin gözükecek fena işleri yapmak, işler yürüsün de nasıl yürürse yürüsün mantığı neresiyle iyi niyetin herhangi bir yakasını işgal edebilir? Kariyer denilen şey, makam sevgisi falan olmasa da en fazla o kişinin bulunduğu kurumda, iş yerinde kötü niyetli, rüşvetçi, ahlaksız bir zatın gelmemesini sağlamak, kötülüğü önlemek üzere o yeri işgal etmeyi düşünmesi olarak bir iyi niyet nüvesi taşıyabilir. Modern zihniyetle yapılmış binaları eleştirdiğimiz Betonstar serisinde yer verdiğimiz camilerin çoğunluğunun Fetullahçı Şebekenin gaza yüklendiği dönemlerde inşası akıl sahipleri için şaşırtıcı değildir. Huzur duruşunu sergilemede mahir olan kardinalleri öldü gitti ancak kiliseye dönüştürülmek üzere inşa edilen ve özellikle pencereleri bol bol haçlı cami isimli yapılar kondurulduğu mevkileri işgali sürdürüyor. Bu yapılar zihnimizde oluşan simgenin – imgenin çaktırmadan silinmesine daha çok evrensel - global bir şeyin akıl küpümüzden boşalan yere yerleşmesini sağlamak üzere kasten yapılmışlardır. Bugün bırakalım AVM ve plaza denen yerleri kamu kurumlarında dahi mescitlerin tabelalarında İngilizce karşılığı olarak “Prayer Room” veyahut “Meditation Room” yazmaktadır. Bu iyi niyetle ölçülür cinsten bir cürüm değildir. Bunun bilinmiyor ve/veya fark edilmiyor oluşundaki aşağılık seviyesi ölçülür cinsten değil. Bu cins bir ahmaklık kasten cürüm işlemekten farksızdır.
İyi niyetin kıymetlendirileceği yegâne mehaz Kur’an ve Sünnettir. Niyet meselesinde usulü şu hadisle anlayabiliyoruz: “Allah iyiliklerin ve kötülüklerin yazılmasını meleklere emretti, sonra bunları açıkladı. Kim iyilik yapmaya niyet ve irade eder fakat yapamaz ise, Yüce Allah onu kendi katında tam bir iyilik yapılmışcasına yazar. Eğer onu yapmayı diler ve işlerse Allah onu on sevaptan yedi yüze, daha fazlasına kadar katlayarak yazar. Şayet bir kötülük yapmak ister de vaz geçerse, Yüce Allah onu tam bir iyilik olarak yazar. Eğer kötülüğe hem niyet eder ve hem de onu işlerse, Allah onu bir tek günah olarak yazar.”( Sahih-i Buhârî – 6491)
Türk’ün iyi niyetini nerede tebarüz edecek? Bu soruya bugün kolaylıkla cevap veremeyişimiz Türk’ün itikat meselesini gündeminden düşürmesiyle itikadından boşalan yerlere sokuşturulan çirkinlikleri göremeyişiyle maluldür. 2-3 nesil öncesine değin artı işareti görünce haç mı acaba bu diye irkilen dikkatin yerini bugün Hıristiyan Paskalyasından özenti Ramazan süsleri aldığına göre olanlar olmuş, iyi niyetin yerini niyet edilen kötülükler çoktan almıştır. İyi niyetle yapılmayan bütün işlerin neticesinden de düşük ahlak sahiplerince estetik ve modern yorumla inşa edilen ziggurat benzeri acayip ve iğrenç yapılar almakta. Sâlih olmayı, güzellik duygumuzun bir parçası değil, tamamı haline getiremediğimizden bu fabrika mamulü yapıları üzerimize püskürtmekte gayet de cevval cürüm sahipleri.
Bütün o son dakikada dahi sâlih olmakla estetik olgunluğa erişmek arasında insanların fark gözetmeyişimizdi bizi Türk yapan. Şimdi biz ne yapıyoruz, bize ne yapıyorlar?

Acı sözlerin nihayetinde surat asacağımız, mescid’i dırar listesine dâhil edeceğimiz bir camiyi daha haftanın betonstarı seçerek itikadımızı bir defa daha yokluyoruz. İtikadı – yolu bozuklarca yapılan bu yapıyı da günü geldiğinde arpa/buğday deposu olarak TMO’ya tahsis etme niyetimizi açık seçik beyan ediyoruz.

Müstakbel tahıl deposu Minecraft Merkez Camii’nin konuşlu olduğu lokasyonun bağlantısını buyursunlar efendim.
Maps bağlantısı:
Yorumlar:
Yorum Yazabilirsiniz.